MGEZGEL
Tue 12 August 2008, 10:31 pm GMT +0300
Motivasyon
Nedir diye tanımlarsak;
herhangi bir işi yapmaya istekli olmak ve ihtiyaç duymaktır.İslami açıdan gayret,azim ve şevk de tanımlamamız için kullanabileceğimiz terimlerdir.
Motivasyon yani gayret etme azim duyguları soyut olmasından dolayı kendiliğinden gelen bir duygu değildir.Öğrenilmek,uygulanılmak istenen konuya veya amele diyelim en güzeli iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır.
Bir müslüman olarak nelere motive olmamız lazım,bu duygu bizlere hangi fiili davranışlarımızı düzenleme ve idame etmede lazım bunun bilincine önce varmalıyız.Sonra irade ettiğimiz konuya, işe yada ameli fiile motive olabiliyormuyuz bu noktada sorun varmı saptamamız lazım.Çoğunlukla da sorun vardır malesef.Üç ana sorunu çözebilirsek hedefimize ulaşabilir ve başarıyı büyük ölçüde yakalayabiliriz.Sırayla aşmamız gereken kademeler şunlardır.
Kendine güvenme yani özgüven eksikliği
Eğer başaracağınıza inanmıyorsanız, denemenizin amacı nedir? Bu düşüncenin biz daha başlamadan
vazgeçmemize neden olabileceğini bilelim.İslami açıdan özgüvenin tarifini şu şekilde yapabiliriz.
Özgüven insanın iradesini güçlü tutarak hadiselere karşı sağlam ve kararlı durmak yani ümitsizliğe düşmemektir. Başarılı olmanın neticesinde de bu başarıyı kendinden değil Allahtan bilmelidir. Zaten hakiki özgüven de budur. Ancak başardığı işleri kendi nefsinden bilip gurura kapılırsa tehlikeli olur.
Manevi hastalıklar olan yeis, ucb, gurur ve sui-zandan uzak durmak gerekir çare olarak.
Odaklanma eksikliği
Motivasyonu öldüren ikinci etken odak eksikliğidir.
Eğer ne istediğinizi bilmiyorsanız, gerçekten bişey istiyormusunuz?Yani önce ne istediğimizi bilecekmişiz.Bizlerin ortak hedefi kuşkusuz Yaratanımıza karşı layık bir kul,Peygamber efendimize de layık ümmet olmaktır.
Ne sıklıkla asıl amacınız yerine, istemediğiniz şeylere odaklanıyorsunuz?
Aslında hep içimizde iyi kul olmak vardır fakat arada hatalar da işleyebiliyoruz, ihmaller yapabiliyoruz. Genel olarak korkuyu düşünüyoruz.İnfak edeceksek mesela fakir düşmekten korkuyoruz, insanların saygı duymayacağından korkuyoruz, yanlız kalacağımızdan korkuyoruz. Korku tek başına işe yarayan bir düşünce değildir. Korkuları asıl amacımıza ulaşmak için motivasyon arttırıcı bir şekilde kullanmalıyız.
Burada bir kaç ayet aktarmak istiyorum genel olarak korkumuzun sadece Rabbimize karşı olması gerktiği ve Rabbimizin bize uyarı ve vaadlerini ifade eden.
Ama Rablerinden korkup-sakınanlar; onlar için Allah katında -bir şölen olarak- altlarından ırmaklar akan -içinde ebedi kalacakları- cennetler vardır. İyilik yapanlar için, Allah'ın katında olanlar daha hayırlıdır. (3/198) Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz. (Bu ağırlıkta) Bir iyilik olursa, onu kat kat kılar ve kendi yanından pek büyük bir ecir verir. (4/40)
Saygınlıklarını kaybetme korkusu taşıyanlara da bu ayet imdada yetişiyor.
Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'ındır. O, işitendir, bilendir. (10/65)Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli biz azab vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'. (35/10)
Yunus suresinden
Meâl-i Şerifi 62- Açın gözünüzü! Allah'ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar. 63- Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır. 64- Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır. Allah'ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu en büyük kurtuluştur. 62- İyi bil ki, hakikaten, Allah'ın velileri, o Allah dostları üzerlerine korku yoktur, üstelik onlar mahzun da olmazlar. Allah korkusu her korkuyu silmiş olduğu için başka korku kalmamıştır, müjdeler vardır. İlerisi daha güzel olduğu için de geçmişle ilgili hüzün yoktur.
Planlama eksikliği
Eğer nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız, bunun için nasıl motive olacaksınız?Demekki son aşamada da hedeflediğimiz rıza makamını kazanabilmek için neleri nasıl yapacağımız hakkında tam bir bilgi sahibi olmamız lazımmış.İşi bilmek yarısı ise,yarısıda icra etmekten yola çıkarsak bir plan program dahilinde fiiliyata geçmekte sıra.Hepimize kolay gelsin Rabbim cümlemizi muvaffak etsin kardeşlerim. Şimdi nasıl öğrenip uygulayabiliceğimiz bölüme usul usul geçelim.
Özgüven sorununu aşmak için
Öncelikle ümitsizlik hastalığından kurtulmamız lazım.Böyle bir sıkıntımız varsaşu âyet ümitsizlik hastalığına kapılan ve amellerde muvaffak olamayanların ilacı ve nûru: “De ki: ‘Ey nefisleri aleyhinde (günah işlemekle) ömürlerini israf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar.’ Doğrusu, Gafûr (çok
bağışlayan), Rahîm (kullarına merhamet eden) ancak O’dur”. (Zümer, 53) Bu müjdeli ayet kapının hiç bir zaman kapanmadığına delildir ve vazgeçmeden tekrar tekrar denememiz için motive eden bir ayettir.
Rabbimiz bizleri bir çok emirlerle görevlendirmiştir,bizleri motive etmek için de cenneti vadetmiş,bir çok güzelliklerin o'nun tarafından bizlere bahşedileceğini bildirmiştir.Çalışmadan,emek verilmeden rahmete ulaşmakta mümkün görünmüyor.Rabbimizin bizlerin hizmetine serdiği dünyayı ve içindekileri düşünüp,gönderdiği rızıklara bakarsak,ona minnet duygusu hissedip bizimde onu emirlerine koşa koşa gitmemizin hiç te zor olmadığını idrak edebiliriz.Onun verdikleriniz yanında bizim yapacaklarımızın zorluk derecesi ne kadar da küçücük kaldı değil mi?
Kurtulmamız gereken ikinci engelimiz
Ucb (Amellere güvenmek)İnsanı küfre ve dalâlete atar. Çünkü insanın yaptığı hayırlarda, ibadetlerde ve kendisinden kaynaklanan iyiliklerde hiçbir hakkı yoktur. Kendisinin mülkü değildir ki onlara güvenebilsin. Hayırları, salih amelleri isteyen “Allah’ın rahmeti”, onları yaratan ve insana ihsan eden
“Allah’ın kudreti”dir. İnsanın hayır ve hasenatta hissesi sadece kabul etmektir, dua etmektir, râzı olmaktır, talep etmektir. Hem insana hayır ve hasenat yapması için vücudu, sıhhati, kuvveti
veren ve salih amellerde bulunması için hayatı veren Cenâb-ı Hak’tır. Vücud ve hayat, insana
verilen emanetlerdir. Her zaman insan “Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. Havl ve Kuvvet Allah’dan başkasında yoktur” demeli ve “ucb” hastalığından kurtulmalıdır.Bunu bilmek bize ne kazandırır;başarı karşısında oldum deyip tekrar tembelliğe geri dönüş yapmamamıza vesile de olur.
Üçüncü ve dördüncü olarakta gurur ve sui-zandan kurtulmamız lazım
Gurur, insanın kendini tanımamasından kaynaklanır. Aczinden, fakrinden, noksanlıklarından haberdar olmayan bir insanın en büyük hatasıdır gurur. Gurur ile insan maddî manevî bütün olgunluklardan mahrum kalır. Kendisini beğenen mağrurun uzak durduğu tek şey vardır: Seccade.İnsan “hüsn-i zan” (iyi zan) ile memur ve vazifelidir. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Sû-i zan, insanın kendisinde bulunan kötü ahlâkı başkalarında da görmesine sebep olur. Sû-i zan, mü’minler arasında olması gereken emniyet bağlarını koparır, cemiyeti temelinden sarsar.Mü’min, başkalarının bilhassa Allah’ın sevgili kullarının bazı hareketlerinin hikmetlerini bilmiyorsa, sû-i zanla onları kabahatli
görmemelidir. Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki; “Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekâbet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir.
Bu kardeşliğinde muhafazası bize sağlam dostluklar,yardımlar kazandırır.Bizleri yanlış yapacağımızda günah işleyeceğimizde uyaran din kardeşlerimizin olması,dert ve sıkıntılarımız paylaştığımız dostlarımızın çoğalmasına vesile olur ve destekleriyle motivasyonumuz artar.Önce Rabbimizden gelir güç,sonrada o'nun vesile kılmasıyla dostlarımızdan,kardeşlerimizden gelir.
Bu hastalıklardan uzak olan bir özgüven insanı kemalata götürür.Olgunluk kemalat da daha az hatayla,daha bilinçli işler,ameller demektir.
Şimdi iş son aşamaya doğru gelmiştir.
Planlama
Motivasyon çalışmasında son adım planlamadır. Odaklanma bir hedef belirlemekse, planlama bu hedefe günden güne çalışarak ulaşmak demektir. Planlama eksikliği motivasyonu öldürür.
Günümüzü yapacağımız ibadetlere göre düzenlersek vaktimizi doğru kullanmış oluruz bu düzende bizi mutlu edecektir.
Aksamadan yürüyen işler her zaman insanın kendisini iyi hissetmesini sağlar.
Bu kadar güzel müjdeler de bizleri iyi bir kulluğa motive etmezmi? Eder hepimizi inşaAllah.
Rabbim o'na layık kul olabilmekte yar ve yardımcımız olsun inşaallah.Acemice kaleme aldığım bir paylaşımdı,Motivasyonu kuşkusuz ders çalışma ,sınav hazırlığı,yada bir iş için de yorumlanıp ona göre bir yazı çıkardı.Benim gönlümden kulluğa motive olmak konusu geçti böyle bir yazı çıktı ortaya hakkınızı helal edin.Çokta uzatmadan kısaca bu kadar aktarabildim.
kısmen alıntıNedir diye tanımlarsak;
herhangi bir işi yapmaya istekli olmak ve ihtiyaç duymaktır.İslami açıdan gayret,azim ve şevk de tanımlamamız için kullanabileceğimiz terimlerdir.
Motivasyon yani gayret etme azim duyguları soyut olmasından dolayı kendiliğinden gelen bir duygu değildir.Öğrenilmek,uygulanılmak istenen konuya veya amele diyelim en güzeli iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır.
Bir müslüman olarak nelere motive olmamız lazım,bu duygu bizlere hangi fiili davranışlarımızı düzenleme ve idame etmede lazım bunun bilincine önce varmalıyız.Sonra irade ettiğimiz konuya, işe yada ameli fiile motive olabiliyormuyuz bu noktada sorun varmı saptamamız lazım.Çoğunlukla da sorun vardır malesef.Üç ana sorunu çözebilirsek hedefimize ulaşabilir ve başarıyı büyük ölçüde yakalayabiliriz.Sırayla aşmamız gereken kademeler şunlardır.
Kendine güvenme yani özgüven eksikliği
Eğer başaracağınıza inanmıyorsanız, denemenizin amacı nedir? Bu düşüncenin biz daha başlamadan
vazgeçmemize neden olabileceğini bilelim.İslami açıdan özgüvenin tarifini şu şekilde yapabiliriz.
Özgüven insanın iradesini güçlü tutarak hadiselere karşı sağlam ve kararlı durmak yani ümitsizliğe düşmemektir. Başarılı olmanın neticesinde de bu başarıyı kendinden değil Allahtan bilmelidir. Zaten hakiki özgüven de budur. Ancak başardığı işleri kendi nefsinden bilip gurura kapılırsa tehlikeli olur.
Manevi hastalıklar olan yeis, ucb, gurur ve sui-zandan uzak durmak gerekir çare olarak.
Odaklanma eksikliği
Motivasyonu öldüren ikinci etken odak eksikliğidir.
Eğer ne istediğinizi bilmiyorsanız, gerçekten bişey istiyormusunuz?Yani önce ne istediğimizi bilecekmişiz.Bizlerin ortak hedefi kuşkusuz Yaratanımıza karşı layık bir kul,Peygamber efendimize de layık ümmet olmaktır.
Ne sıklıkla asıl amacınız yerine, istemediğiniz şeylere odaklanıyorsunuz?
Aslında hep içimizde iyi kul olmak vardır fakat arada hatalar da işleyebiliyoruz, ihmaller yapabiliyoruz. Genel olarak korkuyu düşünüyoruz.İnfak edeceksek mesela fakir düşmekten korkuyoruz, insanların saygı duymayacağından korkuyoruz, yanlız kalacağımızdan korkuyoruz. Korku tek başına işe yarayan bir düşünce değildir. Korkuları asıl amacımıza ulaşmak için motivasyon arttırıcı bir şekilde kullanmalıyız.
Burada bir kaç ayet aktarmak istiyorum genel olarak korkumuzun sadece Rabbimize karşı olması gerktiği ve Rabbimizin bize uyarı ve vaadlerini ifade eden.
Ama Rablerinden korkup-sakınanlar; onlar için Allah katında -bir şölen olarak- altlarından ırmaklar akan -içinde ebedi kalacakları- cennetler vardır. İyilik yapanlar için, Allah'ın katında olanlar daha hayırlıdır. (3/198) Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz. (Bu ağırlıkta) Bir iyilik olursa, onu kat kat kılar ve kendi yanından pek büyük bir ecir verir. (4/40)
Saygınlıklarını kaybetme korkusu taşıyanlara da bu ayet imdada yetişiyor.
Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'ındır. O, işitendir, bilendir. (10/65)Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli biz azab vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'. (35/10)
Yunus suresinden
Meâl-i Şerifi 62- Açın gözünüzü! Allah'ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar. 63- Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır. 64- Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır. Allah'ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu en büyük kurtuluştur. 62- İyi bil ki, hakikaten, Allah'ın velileri, o Allah dostları üzerlerine korku yoktur, üstelik onlar mahzun da olmazlar. Allah korkusu her korkuyu silmiş olduğu için başka korku kalmamıştır, müjdeler vardır. İlerisi daha güzel olduğu için de geçmişle ilgili hüzün yoktur.
Planlama eksikliği
Eğer nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız, bunun için nasıl motive olacaksınız?Demekki son aşamada da hedeflediğimiz rıza makamını kazanabilmek için neleri nasıl yapacağımız hakkında tam bir bilgi sahibi olmamız lazımmış.İşi bilmek yarısı ise,yarısıda icra etmekten yola çıkarsak bir plan program dahilinde fiiliyata geçmekte sıra.Hepimize kolay gelsin Rabbim cümlemizi muvaffak etsin kardeşlerim. Şimdi nasıl öğrenip uygulayabiliceğimiz bölüme usul usul geçelim.
Özgüven sorununu aşmak için
Öncelikle ümitsizlik hastalığından kurtulmamız lazım.Böyle bir sıkıntımız varsaşu âyet ümitsizlik hastalığına kapılan ve amellerde muvaffak olamayanların ilacı ve nûru: “De ki: ‘Ey nefisleri aleyhinde (günah işlemekle) ömürlerini israf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar.’ Doğrusu, Gafûr (çok
bağışlayan), Rahîm (kullarına merhamet eden) ancak O’dur”. (Zümer, 53) Bu müjdeli ayet kapının hiç bir zaman kapanmadığına delildir ve vazgeçmeden tekrar tekrar denememiz için motive eden bir ayettir.
Rabbimiz bizleri bir çok emirlerle görevlendirmiştir,bizleri motive etmek için de cenneti vadetmiş,bir çok güzelliklerin o'nun tarafından bizlere bahşedileceğini bildirmiştir.Çalışmadan,emek verilmeden rahmete ulaşmakta mümkün görünmüyor.Rabbimizin bizlerin hizmetine serdiği dünyayı ve içindekileri düşünüp,gönderdiği rızıklara bakarsak,ona minnet duygusu hissedip bizimde onu emirlerine koşa koşa gitmemizin hiç te zor olmadığını idrak edebiliriz.Onun verdikleriniz yanında bizim yapacaklarımızın zorluk derecesi ne kadar da küçücük kaldı değil mi?
Kurtulmamız gereken ikinci engelimiz
Ucb (Amellere güvenmek)İnsanı küfre ve dalâlete atar. Çünkü insanın yaptığı hayırlarda, ibadetlerde ve kendisinden kaynaklanan iyiliklerde hiçbir hakkı yoktur. Kendisinin mülkü değildir ki onlara güvenebilsin. Hayırları, salih amelleri isteyen “Allah’ın rahmeti”, onları yaratan ve insana ihsan eden
“Allah’ın kudreti”dir. İnsanın hayır ve hasenatta hissesi sadece kabul etmektir, dua etmektir, râzı olmaktır, talep etmektir. Hem insana hayır ve hasenat yapması için vücudu, sıhhati, kuvveti
veren ve salih amellerde bulunması için hayatı veren Cenâb-ı Hak’tır. Vücud ve hayat, insana
verilen emanetlerdir. Her zaman insan “Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. Havl ve Kuvvet Allah’dan başkasında yoktur” demeli ve “ucb” hastalığından kurtulmalıdır.Bunu bilmek bize ne kazandırır;başarı karşısında oldum deyip tekrar tembelliğe geri dönüş yapmamamıza vesile de olur.
Üçüncü ve dördüncü olarakta gurur ve sui-zandan kurtulmamız lazım
Gurur, insanın kendini tanımamasından kaynaklanır. Aczinden, fakrinden, noksanlıklarından haberdar olmayan bir insanın en büyük hatasıdır gurur. Gurur ile insan maddî manevî bütün olgunluklardan mahrum kalır. Kendisini beğenen mağrurun uzak durduğu tek şey vardır: Seccade.İnsan “hüsn-i zan” (iyi zan) ile memur ve vazifelidir. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Sû-i zan, insanın kendisinde bulunan kötü ahlâkı başkalarında da görmesine sebep olur. Sû-i zan, mü’minler arasında olması gereken emniyet bağlarını koparır, cemiyeti temelinden sarsar.Mü’min, başkalarının bilhassa Allah’ın sevgili kullarının bazı hareketlerinin hikmetlerini bilmiyorsa, sû-i zanla onları kabahatli
görmemelidir. Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki; “Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekâbet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir.
Bu kardeşliğinde muhafazası bize sağlam dostluklar,yardımlar kazandırır.Bizleri yanlış yapacağımızda günah işleyeceğimizde uyaran din kardeşlerimizin olması,dert ve sıkıntılarımız paylaştığımız dostlarımızın çoğalmasına vesile olur ve destekleriyle motivasyonumuz artar.Önce Rabbimizden gelir güç,sonrada o'nun vesile kılmasıyla dostlarımızdan,kardeşlerimizden gelir.
Bu hastalıklardan uzak olan bir özgüven insanı kemalata götürür.Olgunluk kemalat da daha az hatayla,daha bilinçli işler,ameller demektir.
Şimdi iş son aşamaya doğru gelmiştir.
Planlama
Motivasyon çalışmasında son adım planlamadır. Odaklanma bir hedef belirlemekse, planlama bu hedefe günden güne çalışarak ulaşmak demektir. Planlama eksikliği motivasyonu öldürür.
Günümüzü yapacağımız ibadetlere göre düzenlersek vaktimizi doğru kullanmış oluruz bu düzende bizi mutlu edecektir.
Aksamadan yürüyen işler her zaman insanın kendisini iyi hissetmesini sağlar.
Bu kadar güzel müjdeler de bizleri iyi bir kulluğa motive etmezmi? Eder hepimizi inşaAllah.
Rabbim o'na layık kul olabilmekte yar ve yardımcımız olsun inşaallah.Acemice kaleme aldığım bir paylaşımdı,Motivasyonu kuşkusuz ders çalışma ,sınav hazırlığı,yada bir iş için de yorumlanıp ona göre bir yazı çıkardı.Benim gönlümden kulluğa motive olmak konusu geçti böyle bir yazı çıktı ortaya hakkınızı helal edin.Çokta uzatmadan kısaca bu kadar aktarabildim.