iz Forum - Behçet AYSAN Şiirleri

Adsense kodları


Behçet AYSAN Şiirleri

Smf Seo Versiyon iz Forum, -- Seo entegre sistem.

Array
DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:26 am GMT +0300
AÇ KUŞLAR

1.
kana boyandı kirmenimde yün
kuşmarlara, tuzaklara düştüm
menevişlendi durgun sularım
sedef
bir bıçak aldım dostlar

güneşi yiyorlar
aç kuşlar.

aç kuşlar, yorgun işçi
yeni çıkan vardiyadan
elliyorlar yıldızların
kınasını.

aç kuşlar, topraktan
güneşi bakır bir kap gibi
kalaylıyorlar.


2.
bense, toy bir çırak
kırık keman
paslanmış tabanca
küflü bir an
kurutulmuş papatyalarla
kitabın ortasında


3.hayat, aşıp geçiyor
bütün kitapları
yeni acılar gerek
yeni aşklar
yaşamaklar ve anlatımlar
beklemiyor bizi
hiçbir şey
hiçbir yerde
solgun hercaimenekşe
ve buna, buğulanıp çarpıyor
benimle birlikte

buzlu bir camın arkasında çarpıyor
buğulanıp.
sesim
dişlilerin şarkısına karışıyor.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:26 am GMT +0300
ANIŞ
yıkık manastırın orda
kalbim ki,
o da
yıkıktı.
bir keşiş bıçağıyla dağlanmış
çiçekbozuğu,
çopur -
bir hayat
acıtıyordu beni sevgilim.
her şeyin
hüzne vurduğu yerde
bütün saatlerin,
kuzguni bir denizi çoğaltarak
hayat
acıtıyordu beni.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:27 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -1-
İstasyon önünde bir top ağaç
ağacın
gölgesinde
ben
ve uzanıp giden
sapsarı bir tül
bozkır
ve bir türkü
"daha senden gayrı aşık mı yoktur
nedir bu telaşın vay deli gönül"
ve bir tren
ne bir düdük çalar
ne el eder
kar yüklü yağmur yüklü
kalbim gibi
keder yüklü
bir tren
durmaksızın geçer
o böyle bir akşam böyle bir trene
bineceğini düşler
ben
böyle bir akşam böyle bir trenden
ineceğimi
avunuruz.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:28 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -2-
sevdalar vardır
derin kuyularda
eski sarnıçlarda
yaşar
gün görmüş
acılar bilmiştir
direnir
kim bilir kaç işgal geçirmiştir
yurdum gibi.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:28 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -3-
sen yanıma gelince
yıldızlar
koşuşur karanlığa
güvercinler
ayaklanır
rüzgar rüzgarla konuşur
büyülü bir gülüş olur zaman
savrulur
yanık ekinlerin tınazına.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:29 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -4-
sen yanıma gelince
bahar
dallarını kuşanır
zümrütten bir
zümrüdüanka
kanat vurur içime
solar kanla işlenmiş
narçiçeği
kanaviçe
sen yanıma gelince
ve nakkaşlar
yüreğimin nakkaşları
yorulup
uzun bir uykuya dalar
sen yanıma gelince.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:30 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -5-
sen yanıma gelince
gelin
gibi bir gelincik
süslenir
sulardan aynalarda
yel değirmenleri
öğütür ne varsa
kederi
ve belki
bir milyon
istiridye avcısı
inciler
çıkarır
sütbeyaz
bir sevdanın
diplerinde.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:31 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -6-
ayrılıklar bildim acılar
yaşadım
okudum
tahir ile zühreyi
kerem ile aslıyı
ve ferhat ile şirini
ağlamadım
da
senin öykünü duyunca
dayanamadım
kendini zeytin ağacına asan
on iki yaşındaki
kuma.

BEHÇET AYSAN


DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:31 am GMT +0300
AŞK İÇİN PRELÜD -7-
süngüler aşkı yasaklayamaz
uzansam tutabilirim ellerini
süngüler
düşleri
yasaklayamaz
bir dahaki duruşmada
giy
gelinliğini
düşlerde olsun
ilk
gecemiz.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:33 am GMT +0300
ATEŞ DERESİ
-ceyhun a. kansu' nun anısına-


ateş deresi iki tepenin arası
uzak kıyılarında şehrin, varoşlarında
kirli sarı dumanlar yükseliyor
bacalarından.
paslı
çinkolarla kaplı çatılarında
geçen yazdan kalmış uçurtma
kuyrukları.

yağmurlu bir öğle üzeri geçtim
çamurlu yollarından
bin dokuz yüz seksen birin şubatı.

on bin işsiz yaşıyor burda
yozgatlı, erzurumlu, sivaslı
on bin dul, on bin yoksul ve aç.

ya çocuklar, dünyanın en güzel
çocukları
yırtık lastikler
ayaklarında
okula gidiyorlar, çantalarında
göçlerin tarihi ve yoksulluğun
coğrafyası
taşıdıkları.

tarihi değiştirecek olan çocuklar
dünyanın en güzel çocukları.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:33 am GMT +0300
ATTİLA JOZSEF OKURKEN
acıyla okuyorum attila jozsef'i
hazin ve sararan güzün şarkısıyla
karşılıksız bir kuğu aşkı gibi ak
lut gölü kadar derin bir acıyla

acıyla okuyorum attila jozsef'i
ikimiz de doldurup yalnız kederle
aynı çeşmeden hayatın güğümünü
tünelleri aynı bir kara trenle

acıyla okuyorum attila jozsef'i
ikimiz de savrulan mor çığlıkların
katmışız çivitini aşkların ateşine
ve o benden tam kırk yıl önce

acıyla okuyorum, bitimsiz bir acıyla
ağabeyim benim, kalbim, attila jozsef'im
bir çocuğun annesini sevişi gibi
seviyorum seni, kederle ve hüzünle

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:34 am GMT +0300
AY DÜŞÜNCE
ay düşünce denize
seni hatırlarım
ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım
ay düşünce denize
kalbim çarpar, telaşlı
bir kuş olur, siyahlar içinde bir kadın
ve yakasında ipiri kırmızı bir gül
seni hatırlarım
ay düşünce denize
söylenmemiş sessiz
bir şarkıydım, tozup
giden bir ilk kar
solgun begonya
kalkmak üzere bir tren
seni hatırlarım

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 08:35 am GMT +0300
AYIŞIĞI CİNAYETİ
sokak fenerine asmış kendini
ay ışığının
biri
şehrin
ortasında
ölmemiş
hala dipdiri.
bir tek yıldız yokken
gökyüzünün hurcunda
turuncu bir ay
yalnızca
çıplak soyunmuş
bütün örtülerini.
niye yaptın ay
ay ışığı
sızmıştı bir saat önce
gözlerimle gördüm
yanında
şarap testisi
ve bütün şarkıları
bir türlü
söyleyemediği.
asmış kendini.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:01 pm GMT +0300
AYNA..!
Kırılınca bir büyük ayna
Şarkılar da yarım kaldı
Büyü bozuldu, durdu saatler
Suda suretimiz asılı kaldı.

Yoktu, şehirler gezdim ülkeler
Düşlerim sahipsiz kaldı
Ve şimdi kim bilir nerdeler
Gül güle değdi solmuş kaldı.

Anıları öğütür değirmenler
Bir aşk söyleyin ki bana
Daha başlarken öl demeler.

Kırılınca bir büyük ayna
Aşk bitti şarkılar yarım.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:02 pm GMT +0300
BEYAZ BİR GEMİDİR
sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde olurum
kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan
rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış
dağıtılmamış
bildiriler gibi
uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.
çünkü beyaz bir gemidir ölüm
siyah denizlerin hep
çağırdığı
batık bir gemi
sönmüş yıldızlar gibidir
yitik adreslere benzer
ölüm
yanık otlar gibi.
sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm.


BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:03 pm GMT +0300
BEYAZ GECELER
Bütün hayatları bilmek isterdim
ilginç geliyor bana bir gemicinin
anlattıkları
eskiyen
aşkları bırakıp
yeni yükler aldıkları
beyaz bir gecede.
bilmek isterdim
çamlıhemşin' li fırıncı
ustanın
niçin
batum'dan göç ettiğini
kömür yüklü mavnayla
beyaz bir gecede.
beyaz bir gecede
beyaz bir gecede
savrulmuş
buralara
saraybosna'dan
elinde hiç işlemediği
nakışı
kış zorlu
makedonya komitacı dolu
buğulanmış camları vagonların
bakışı mavi gözleri dalgın
o kadın
doğurmuş sonra annemi
bilmek isterdim
bozüyük bilecik arasında
bin dokuz yüz kırk yedinin martında
tipi
ve aç kurtlar
saldırınca
tepesinde bir telgraf
direğinin
donan
gencecik hat bakıcısının
hayatını.
beyaz bir gecede.
ne söylenecek
bir türkü
ne yazılacak
bir roman
olan
bütün hayatları
yaşanmış
bütün hayatları
bilmek isterdim.
beyaz bir gecede.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:05 pm GMT +0300
BİR BAHAR DALIYLA
Çocuğum da büyüyor benim gibi
Bir bahar dalıyla öpüşerek ilk
Ayrılığın burcunda
Ve acının kundağında
o.
(yelesi gümüşten
sevdası sütbeyaz
terkisinde ölüm)

çocuğum da büyüyor benim gibi
koca bir oyuncakçı dükkanı
sanarak dünyayı
ve masaldaki kafdağında
o.

(yelesi gümüşten
sevdası sütbeyaz
terkisinde ölüm)

çocuğum da büyüyor benim gibi
nişangahlarla nişanlanıp
tadarak barutu
ve dalyanların ağında
o.

(yelesi gümüşten
sevdası sütbeyaz
terkisinde ölüm

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:06 pm GMT +0300
BİR EFLATUN AŞK

I.
Benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
Yorulmuyor yaşamaktan.

Midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
Ve yüzündeki çıban gibi
Yüreğinde yaralar
Taşımaktan.

Yorulmuyor yorulmuyor
Ağır işçi
Kedere ve aşka çalışmaktan

Kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
Kiminde kovuluyor kapılardan.


2.
bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım

rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.

Zamanın saatleri unuttuğu
Şavkıyan bir dağ çeşmesine.


3.
ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin

getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin

sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:08 pm GMT +0300
BİR EFLATUN MENEKŞE
sevdalı bir menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.
başkasının sevinci
onun da sevinciydi
inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.
geceleyin, kuş uçar
uyanır
menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.
sevdalı menekşem
hercai eflatunum
üzgünüm
seni ben
soldurdum
seni ben öldürdüm
bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:09 pm GMT +0300
BİR EFLATUN ÖLÜM
kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim
sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım
git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım
ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.
aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.
söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım
belki
sararmış
eski resimlerde kalırım
belki esmer bir çocuğun dilinde.
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:12 pm GMT +0300
BİR KİRAZ DALI
bahar mührünü vurmuş leylaklar
açmış, uzansam bir kiraz dalı
içimde koşup duruyor bir maral
gelincik tarlaları çığlık çığlığa

oralardan geldim baş eğmeden
gecelerin kımıldayıp sonlandığı
ışık ışığa mor kanatlı kelebeği
küflü duvarları bilirim voltaları

suskun küflü duvarları kan sıçramış
çakıyla takvimler kazınan, günler
saatler, dakkalar-

bitmeyen zaman

ağarmış kireç oyuklarında
soluk renkli sözcükleri.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:13 pm GMT +0300
BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER

1.
hoşça kal ayak izim
serseri sokaklarda
hoşça kal
kendine bir başka
gökyüzü büyüten
kardeşim
gece feneri
hoşçakal kal çaldığım
Islık
söylediğim türkü
doludizgin karlarda.
hoşça kal
annemin
yüzü
hep beyaz yaşmaklı
sırı dökülmüş bir yalnız
aynada.
hoşça kal
dolunayın
altında
ıhlamur ağaçlarına
kazıdığım
şey
hoşça kal uzaklarda yanan
anızların parıltısı hoşça kal.

2.
bir gün gelecek bu gün de
bir anı olacak nasılsa
oturduğumuz bu masa
bu kum saati, bu rüzgar, bu eski
komodin
bu kırık
sandalye
bu kelepir yürek
bu aşk
nasılsa.


3.
hoşça kal ayak izim
serseri sokaklarda
hoşça kal
yarım kalmış
duvar yazıları
hoşça kal
bir gün gelecek
akacak yeraltı suları
hoşça kal
yakut, bezirgan, gön
hoşça kal eski zaman
aktarları
gidiyorum
bu şehri bu yağmuru
bu düşleri
bu aşkı bu kavgayı bu kederi
size bırakarak.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:14 pm GMT +0300
ÇİÇEKÇİ KIZ
yalova termal yolunda
çiçek satan çiçekçi kız
saçlarına papatyalar
takmış
şarkılar
söylüyor bir yandan.
kederli şarkılar
haydi
çiçeklerim var.
bunlar küpe çiçeği
boynu bükük
ülkem
gibi.
bunlar mor
beyaz
kartopu
çiçekleri
karayazılı
erguvan
üzerlerine bulaşmış
abilerimim kanı.
bunlar zebra çiçeği
bayım,
hiç
görmediniz mi
taşır aynı gökyüzünde
hem umutlu ayçayı
hem karanlık bir güneşi
ama sizin gökyüzünüz
var mı ki.
çiçeklerim var
çiçeklerim
ya küsmüş sardunyalardan
almaz mısınız
pembe açar
pembe düşler için
düşleriniz var mı ki.
yalova termal yolunda
çiçek satan çiçekçi kız
saçlarına papatyalar
takmış
şarkılar
söylüyor, tehlikeli.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:17 pm GMT +0300
DAĞILAN GÜL
Ne söylersen söyle bu aşk ikimizindi
İkimizindi bir zamanlar aynı gökyüzü
Bir samanın tutuşması gibi olan şey
Biraz erzurumdu biraz rize biraz mardin
Geniş, dingin, sürekli bir yurt gibi

Ne söylersen söyle rüzgardır duyan
Düşleri çağıran iri siyah gözleriyle
Ve yanıbaşımızda mutlu kalan ne var ki
Belki bir kuş akşamın ölü ağzındaki
Sadece güldür dağılmış ayaklanmaya

Ne söylersen söyle ruhum bağırıyor
Acı içinde bağırıyor giden her şeye
Uzak kapıların ses verip çağırmadığı
Mutsuzluk değil mi biraz da şarkıdır
Üzgün, kırık, iri bir gül gibi kanayan

Ne söylersen söyle bir gün yiteceğiz
Çam seli halinde kalabalık bir orman
Alıp götürecek bizi kuytu ölümlere
Yaşamanın anlamını sorsam da söyleme
Konuştukça bir gemi açılıyor kıyıdan.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:18 pm GMT +0300
DIŞARDA KAR
kar yağıyor dışarda
sokak lambasına düşüyor
ve serçeler
üşüyor
kenarları hafifçe yanmış
sayfalarına kan
sıçramış
bir kitapta
nâzım hikmet
okuyorum.
dışarda kar yağıyor
ve dağ lokantasına
gidiyor
zengin
kasabalılar.
kar yağıyor dışarda
mektubun yeni gelmiş
istanbul
kokuyor.
dışarda kar yağıyor
seni seviyorum.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:20 pm GMT +0300
DÜELLO !..
Parçalanmış bir aynada
Nakışları esmer bir yüz
Yansısını görüyorum
Perçemleri akdenizli
Bakışları simli sündüs
Parçalanmış bir aynada.

Ah! benim bu deliliğim
Issız bir ada arıyor
Yanaşıp çıkınca, şaşkın
Dolaşmış çok önceleri
Yabanıl ayak izleri
Ah! yazık orda binlerce.

Titrek bir mum ışığında
Yeniden sarsak yüreğim
Asla anmayacak aşkı
Bir kez daha yapmayacak
Yine çarpıp kayalara
Su almakta, su almakta
Batmaktadır köhne kalyon
Yıldızları sönmüş gece.

Bir yaz günü oldu bunlar
Gri yağmurlar yağıyordu
Çekildi bütün kılıçlar
Ben bir yanda rakip hayat
Denizse köpürdüyordu
Ve şarkılar söylüyordu
Alabildiğince bir siren
Ölmemi istemiyordu.

Ne parçalanmış bir ayna
Ne mum ışığı kalacak
Birazdan gün ağaracak
Her gece yeni bir düello
Her sabah yeni bir ölüm
Hepsi bu şiire sığacak.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:23 pm GMT +0300
FORSA
gurbeti hançer
yapıp gezinir
kendi zincirine
vurgun forsa.

devrilen turuncu
bir ayın şavkında
aras gözyaşı akar
hemşeri göçmen kuşa.

horasan'dan yeni
kalkan bir tren
nasıl saplanmışsa
kara ve acıya.

sensin, yüküyle
batmış mavna
kurt ağızlı
gecenin ortasına.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:23 pm GMT +0300
GÜNEŞ ÇALDI KAPIMI
çok yalnızdım ve güneş çaldı kapımı
sürgünden yeni dönmüştüm, makronissos
orda kurak ve ıssız bir yüreğim
vardı
(şimdi sizin yürekleriniz gibi)
onu da getirmiştim.
arkadaşlarım hariç
herkes beni terketmişti.
yaşamım uzun bir deniz yolculuğuna
dönüşmüştü
git git varılmayan
kıyısız bir deniz.
evet, herkes terketmişti
sevgili ve hüzünlü pire
eleni bile.
ve güneş çaldı kapımı
kapımı çaldı güneş.
gerisini biliyorsunuz.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:24 pm GMT +0300
GÜVERCİNLERİ SEVİNDİRİN
her sabah
uyandığımda,
gördüğüm düşü hayra yorarım
açmasına açarım da
göğsümün altın kafesini
korkarım
ya bu gece
güvercinler
yüreğimden başka bir ülkeye
göç etmişlerse.

çünkü, ben ilyas
hasköy'lü -
kör ilyas,
şu koca istanbul şehrinde
yenicami önünde
sanki dünyanın bütün
açlarını
doyuruyormuş gibi
gururlanan bir sevinçle
darı satarım
savrulması için güvercinlere.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:25 pm GMT +0300
İPEKTEN GECE GİTME KAL
İpince ipekten gece
hışırdasa yırtılır gibi
çalıyor sessizliğin kampanası
dışarda, afiş asıyor çocuklar
uzaktan silah sesleri geliyor
kal diyor, bir kadın sesi -
gitme kal,
ve patlamaya hazırlanıyor
leylaklar,
kalbimde..

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:26 pm GMT +0300
KADER ATLASI
nilüferler niçin suya eğilir
ve niçin
kavruk otlar gibi
tutuşur
o ilk sevdalar
söyleyin bana
ey kitaplar.

bana söyleyin
kim var
aramızda
biraz ölmeden
bir türkü tutturmuş giden.


ya kırmızı şapkalı
gelincik, senin için
göz açıp kapayıncaya
yiter şu bahar
hemen
ölüm gelir
yükselince sular.

söyleyin bana
ey kitaplar


var mı
kederin atlasında
tarçın kokulu bir şehir
inmemiş olsun damlarına
gözyaşından
yıldızböcekleri
ve tarçın
kokulu
bir aşk
hiç ölmeyen.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:28 pm GMT +0300
KANAVİÇE
El değmemiş ormanlarında gezinen
Kan işleyen kanaviçesi ömrümün
Sarı sarmaşıkların ışıklı gölgesi
Ve sensin hüznün yüzgörümlüğü
Rüzgarların beyazdan yelesi sen.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:29 pm GMT +0300
KANLI ZAMBAK
onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş gidiyordu
gidiyordu
zambak dur, sana da bulaştı kan.
bir damla gözyaşından
doğurmuştu anası onu
bir avuç sevinçle
büyüttü
bir avuç hüzünle
nice zorluklar
nice ayrılıklar
ve saçlarına beyazlar
düşürerek.
onsekizindeydi
bir sevgilisi vardı
aynı mahalleden
eyüpten
henüz öpememişti bile
konfeksiyonda
çalışırdı.
onu vurdular
gözümle gördüm onu
bir güvercin havalandı.
eyüpte, o basma
perdeli evde
kurudu saksıdaki sardunya
birdenbire
çatladı
bir fotoğrafın camı
tel çerçeveli
düştü
radyonun üzerinden
yere.
dağıldı kitapları
dağıldı şiirler
ve roma hukuku
güvercin
konamadı.
onu vurdular, gözlerimle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş
gidiyordu
zambak dur, sana da bulaştı kan.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:30 pm GMT +0300
KARANLIKTA NAKIŞ İŞLİYOR KIZLAR
karanlıkta nakış işliyor kızlar
kızlar yasak düşlerde yalnızlar
o şakalarında saklı elması
büyüten aynalarında çatlağı
yalnızlar
mor bir ayrılığa gazel söyleyen
turuncu bir aşkla lacivert kedere
yalnızlar
siz de kucaklayın yağmurun sesini
akasyalar da açar bir gün gelir
yalnızlar yalnızlar
karanlıkta nakış işliyor kızlar.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:32 pm GMT +0300
KARASEVDA
ak bir yaban güvercini
gibiydin aşk
vişnelere
bulaştın kirlendi beyazın.
takılamayan
telli duvak
verilemeyen mendil
düşlerde
kaldın.
al üstüne mor giymiş
körkuyularda
sevdadan delirmiş.
ah yüzüne bütün kapılar
kapanmış senin
ıtır
ve yasemin kokulu günah.
çıkılamayan yıldız
gidilemeyen iklim
kimbilir hangi limanda
hangi gemiye
yüklenmiş.
al üstüne mor giymiş
körkuyularda
körkuyularda
sevdadan delirmiş.
düşlerde
kaldın.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:33 pm GMT +0300
KIRIK BİR KURŞUN KALEMİN ŞİİRİ
yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil.

usulca mavi bir kar
kara geceye düşer
tutuşur fundalıklar
gelir kalbimi yakar.

gün olur belki öper
ay ışığı acıyı
o yaralı cerenler
yanık sulara iner.

yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:34 pm GMT +0300
KOZALAK YAKTIM
kozalak yaktım ben de
sessizlikte-
ömrümün kozalaklarını
küllere sıvanmış
baştan başa dolaşıp
ağrıyan ormanı.
yağmur dindi sevgilim bak dinle
her şey dindi, acıysa dinmemiş halde.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:36 pm GMT +0300
KUŞLAR DA GİTTİ
yalnızlık senin o konuşkan kuşun
hani hep duvarlara anlattığın
hapislerden kalma sürgünlerden.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
bulutlar taşıdığın yakut sürahide
begonyalar büyüten eski alışkanlık.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten.

yaralı, dili lal, kanadı kırık
vurulmuş başında bir yokuşun.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:37 pm GMT +0300
KÜL HARMANI
indirdi kepengini üstümüze
kara böğürtlen bir gece
ne yapsam
pirinç şamdan taşısam
geçirdi hevengini yağlı urgan
boynumuzda bir kiraz dalı
ne yapsam
çatal dirgen kullansam
bindirdi dengini bir katara
balrengi kömür gibi acıdan
açlık gözyaşı kan
bindallı fistanı gül
işliği mavi çelik tül
savrulsa külleri harman
yaralı ve yayan yürümektedir yaşam
ne yapsam ne yapsam
bir çatal dirgen bir pirinç şamdan

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:38 pm GMT +0300
ÖRÜP İNCE BİR TIĞLA
duvarda, solgun ışıklarla oynaşmada
bir örümcek ve düşüncelerim
ince bir tığla
örüyor ağını, sessizce
gün
batıyor.
kara battaniyeli
bir ölü yürüyor sonra
kireç döküntüleri ne kadar da
benziyor ona,
öldürülmüş bir arkadaşının
fenerini tutuyor,
içli bir madenci şarkısıyla
geçerken
şehrin dikenli telleri arasından.
limanda yük boşaltıyordu kardeşi
dünya geniş
pergeliyle yer açıyordu,
onunla koşanların kalbinde
ve bir gül ağacının
tomurcuğunda yeniden açıyordu.
sessizce gün batıyor,
bir aşk bitiyordu
bir aşk
dağılmış bir gerdanlık gibi.
sakallarım uzuyor,
bir yara
bir yara durmadan
ıslıyordu kendini
ben de
çekiyordum
derin ağlardan
çekiyordum gölgemi.
sevmiyordum artık
ne sis çanını
ne dağ lalesini
günlerim değiyordu
ateşten bir dolunaya.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:39 pm GMT +0300
REDİF KIŞLA SOKAĞI
redif kışla sokağı güneye bakar
küçük bir anadolu kasabasında
ve mor benekli
kelebekler gibi
uçuşurdu
tozlar
galiçya
çok uzakta.
redif kışla sokağı güneye bakar
önünden boz bulanık sular akar
ve eşiğine oturmuş
dolunayı seyreder
yemenisi kanlı
kadınlarla çocuklar
yemen
çok uzakta.
redif kışla sokağı güneye bakar
gidip de gelemeyen o göçmen kuşlar
elif yüklü
yürümüyor kağnılar
açlık kırım
tifüs salgın
çok uzakta
kafkaslar.
redif kışla sokağı güneye bakar
avlusunda ne mürdüm ne zerdali
açmaz oldu
kaç yıl var
çiçeklenmiyor
tomurcuklar
çok uzakta
sina ve kanal.
redif kışla sokağı
güneye bakar.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:43 pm GMT +0300
SEMENDER
kurtarılmış bir kalptir taşıdığın
senin, ne bakırdan bükülmüş
ne de geçirilmiş bir değirmenden
kimselere benzemeyen.

kurtarılmış bir aşk yaşıyorsun
sen, ne paranın kiri sinmiş
üstüne, ne yalan safran gibi
almış rengini onun.

hiçkimse de olmayan bir aşk
alevlerle
sevişen
bir semenderin kalbi gibi.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:46 pm GMT +0300
SEVMEYİ UNUTANLAR İÇİN
sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler
yalan her şey gibi
aşklarınız da.
yaşamı ölüm
diye anlatıyorlar size
yalanı gerçek diye.
ne leylakların
tomurundan
haberiniz var
ne önünüzden
kara bir tabut
gibi geçen geceden.
sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler
yalan aşklarınız
da.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:47 pm GMT +0300
TARİH YAZMALARI
Demdi
bir bedahşan lal.
yanmış meşeye eğilmede
doğru yalana, sevda acıya
inci mercan firuze
kile ve kirece
ve şerbet kana
altın sırmalı sündüs
eğilmedeydi ketene.

Demdi
yosunlar suları
sular yosunları emdi
ve insanlar
forsa bir deniz anasının
memelerinden
somurmaktalardı kederi.

Demdi
ve onlar beklerdi
ki bir gün ses uykudan uyanır
dal eğilir ışık kıpraşır
gün değer
yaşamak sal kullanır
ve dahi hayat denize benzer
kalayında el izi
serinliği
avuçlayana bir büyük ırmaktır.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:48 pm GMT +0300
TORTU
her şey geçer
aşk da acı da geçer,
ağlamaklı bir şarkı
ayrılıkların
üzerinden.
rüzgar olur
savrulur geçer
sağılır
yaldızlı bir
sabahın ağaran
seherinde, hüznün
sütbeyaz
güğümünden.
yol olur
düğüm düğüm
devrilir kağnı
aşiretler ve
gelincikler göçer.
yıldız olur
kayar mavi
çipil yıldız
dökülmüş yalnızlığın
pirincinden.
gece de
homurtuyla
kederli bir tren
gibi geçer,
benimse
çiğnenmiş zakkum
yüklenmiş yorgun
kalbimden
aşk da
acı da
her şey ama her şey geçer
kör
bir güvercinin
türküsü
bile.
tortusu kalır.
yaşadıklarını
anmak için beyaz bir yazıya
gecedesin, ay ışığına sevdalan
şakayıklara sor.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:50 pm GMT +0300
UNUTULMAYAN
durmadan taşırdım yanımda üç şeyi
iri çakıl tanelerini, çatlamış bir narı
bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
ipekten
çalınmış
umutlarla taşırdım
ah sevgilim derdim, ölüm
ne kadar çoktu yaşadığımızda.
bize hep beyaz mendil
sallayan
ölüm ki,
iki kapısında
haki bir yalnızlık
dikilirdi
ve hatırlatırdı
bize, güz kuşlarının
uçup gittiği denizleri.
bense, yulaf kokan
dağlı ellerinde
dolaşmak gibi kolaydır
sanırdım yaşamak ve sana kansız
bir gökyüzü
getirirdim
getirebilsem ah,
-avlusunda çocukların
korkmadan oynadığı-
lalelerle
donanmış simli bir gökyüzü.
bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
çatlamış bir narı, unutmadım.

BEHÇET AYSAN

DéSqina*
Fri 26 June 2009, 10:53 pm GMT +0300
YAZMADAN EDEMEDİM
rüzgâr bu şiiri sana götürsün
kâğıttan yaptığım
o işlemeli
kayıklar
fırtınalara
dayanan.
koş rüzgâr koş.
yazmadan edemedim.

BEHÇET AYSAN